Hizmet İçi Eğitimlerde Öğretmenleri Nasıl Hazırlıyorum
Bir hizmet içi eğitimin başarısı, salonda geçen saatte değil, öğretmenin pazartesi sabahı sınıfına döndüğünde ne yaptığında belli olur.
Sekiz yıl öğretmenlik yaptığım için, bu eğitimlerin karşı tarafında oturmuş olmanın nasıl hissettirdiğini biliyorum. Yoğun bir müfredat, sınırlı zaman, bir de üstüne "yeni bir sistem öğrenin" denildiğinde oluşan direnci de biliyorum. Bu yüzden hizmet içi eğitim tasarlarken önce şunu sorguluyorum: bu bilgi öğretmenin eline geçtiğinde, onun işini gerçekten kolaylaştırıyor mu, yoksa bir yük daha mı ekliyor?
Teoriden çok uygulama
Eğitimlerimde soyut anlatımdan kaçınıyorum. Bir aracı ya da yöntemi tanıtırken, öğretmenin kendi dersinde birebir kullanabileceği somut bir örnek üzerinden gidiyorum. Amaç, eğitim bitince "ilginçmiş" dedirtmek değil, ertesi hafta sınıfta gerçekten kullanılan bir şey bırakmak.
Bu yaklaşımı hem yerel hizmet içi eğitimlerde hem de Millî Eğitim Bakanlığı'nda ürettiğim materyallerde aynı şekilde uyguluyorum: eğitim teknolojisi, öğretmenin işini zorlaştıran değil, kolaylaştıran bir araç olarak sunulmalı.